Arşiv Ocak, 2009

Günah ve gafletin neticesi

Bir Zaman Eskişehir Hapishanesi’nin Penceresinde Oturmuştum Karşısında bulunan Lise mektebinin büyük kızları onun avlusunda gülerek raks ederken, onları, o dünya cennetinde cehennem hûrileri hükmünde gördüm. Fakat birden elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. Onların gülmeleri elîm ağlamaları sûretini aldı. Ondan bu gelen hakîkat inkişaf etti. Yâni, elli sene sonraki hallerini mânevî ve hayalî bir sinema ile gördüm ki: O gülen altmış kızdan ellisi; kabirde azab çekiyorlar, toprak olmuşlar. Ve on tanesi, yetmiş yaşında çirkinleşmiş, herkesin nazar-ı nefretini celbediyorlar. Ben de onlara ağladım.

Yorum Yapın

Ahirzaman fitnesi

  Âhirzamanın fitnesinde en dehşetli rolü oynayan, tâife-i nisaiye(kadınlar) ve onların fitnesi olduğu hadîsin rivayetlerinden anlaşılıyor.

   Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda “Amazonlar” namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir tâife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor. Aynen öyle de: Bu zamanda zındıka dalâleti, İslâmiyete karşı muharebesinde, nefs-i emmarenin plânıyla, şeytan kumandasına verilen fırkalardan en dehşetlisi; yarım çıplak hanımlardır ki; açık bacağıyla dehşetli bıçaklarla ehl-i îmâna taarruz edip saldırıyorlar. Nikâh yolunu kapamağa, fuhuşhâne yolunu genişlettirmeğe çalışarak; çokların nefislerini birden esir edip, kalb ve ruhlarını kebâir ile yaralıyorlar

Yorum Yapın

Gençligin en büyük imtihanı

 Fitne-i âhir zamanın mahiyeti bana göründü ki; o fitnenin en dehşetlisi ve cazibedarı, kadınların yüzsüz yüzünden çıkıyor. İhtiyarı selbedip, pervane gibi sefahet ateşine atıyor. Ve bir dakika hayat-ı dünyeviyeyi, senelerle hayat-ı bâkiyeye tercih ettiriyor…

Ben bir gün sokağa bakarken, o fitnenin te’sirli bir nümûnesini hissettim. Gençlere çok acıdım. Dedim: “Bu bîçâreler kendilerini, bu mıknatıs gibi cezbedici fitnenin ateşinden kurtaramazlar.” diye düşünürken; birden, o fitneyi ateşlendiren ve talim eden irtidadkâr(dinden dönen) bir şahs-ı mânevî önümde tecessüm etti

Yorum Yapın

Gençliğin tehlikeleri

 

(Câzibedâr bir fitne içinde bulunan ve daha aklını kaybetmeyen bâzı gençlerle bir muhaveredir.)

Bir kısım gençler tarafından şimdiki aldatıcı ve câzibedâr lehviyyat ve hevesâtın hücumları karşısında “Âhiretimizi ne sûretle kurtaracağız” diye, Risale-i Nur’dan meded istediler. Ben de Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsi nâmına onlara dedim ki: Kabir var, hiç kimse inkâr edemez. Herkes ister istemez oraya girecek. Ve oraya girmek için de, üç tarzda “Üç Yol”dan başka yol yok.

Birinci yol: O kabir, ehl-i îman için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır.

İkinci yol: Âhireti tasdik eden, fakat sefahet ve dalâlette gidenlere, bir haps-i ebedî ve bütün dostlarından bir tecrid içinde bir haps-i münferid, yalnız başına bir hapis kapısıdır. Öyle gördüğü ve îtikad ettiği ve inandığı gibi hareket etmediği için öyle muamele görecek.

Üçüncü yol: Âhirete inanmayan ehl-i inkâr ve dalâlet için bir idam-ı ebedî kapısı… Yâni: Hem kendisini, hem bütün sevdiklerini îdam edecek bir darağacıdır.

Yorum Yapın