Arkadaş! Namaz, kul ile Allah arasında yüksek bir nisbet ve ulvî bir münâsebet ve nezih bir hizmettir ki, her ruhu celb ve cezbetmek namazın şe’nindendir. Namazın erkânı, “Fütûhat-ı Mekkiye”nin şerhettiği gibi, öyle esrarı(sırları) hâvidir ki, her vicdanın muhabbetini celbetmek, namazın şe’nindendir. Namaz, Hâlık-ı Zülcelâl tarafından her yirmi dört saat zarfında tâyin edilen vakitlerde ma’nevî huzuruna yapılan bir da’vettir. Bu da’vetin şe’nindendir ki, her kalb, kemâl-i şevk ve iştiyakla(istekle) icâbet etsin. Ve mi’racvâri olan o yüksek münacata(dua,sohbet) mazhar olsun.