Arşiv Kasım, 2008

gaflet

İ’lem eyyühe’l-aziz! Senin önünde çok korkunç büyük meseleler vardır ki, insanı ihtiyata, ihtimama mecbur eder.

Birisi: Ölümdür ki, insanı dünyadan ve bütün sevgililerinden ayıran bir ayrılmaktır.

İkincisi: Dehşetli, korkulu ebed memleketine yolculuktur.

Üçüncüsü: Emür az, sefer uzun, yol tedariki yok, kuvvet ve kudret yok, acz-i mutlak gibi elim elemlere maruz kalmaktır. Eyleyse, bu gaflet ve nisyan(unuma) nedir? Devekuşu gibi başını nisyan kumuna sokar, gözüne gaflet gözlüğünü takarsın ki Allah seni görmesin. Veya sen Onu görmeyesin. Ne vakte kadar zailat-ı faniyeye ihtimam ve bakiyat-ı daimeden tegafül edeceksin?

Yorum Yapın

Laiklik hakkında

   O halde lâikliğin mânâsı nedir? Biz de soruyoruz. Lâiklik İslâmiyet düşmanlığı mıdır? Lâiklik dinsizlik midir? Lâiklik, dinsizliği kendilerine bir din ittihaz edenlerin dine taarruz hürriyeti midir? Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?

Yorum Yapın

Güzel bir dua

  “Ey bizi ni’metleriyle perverde(besleyen) eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümûnelerin ve gölgelerin asıllarını, menba’larını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz ni’metlerini orada yedir. Bizi zeval(son bulma) ve teb’îd(uzaklaştırma) ile tazib(azab) etme. Sana müştak ve müteşekkir şu mutî raiyyetini başı boş bırakıp îdam etme.”

Yorum Yapın

Namazın manevi cazibesi

 Arkadaş! Namaz, kul ile Allah arasında yüksek bir nisbet ve ulvî bir münâsebet ve nezih bir hizmettir ki, her ruhu celb ve cezbetmek namazın şe’nindendir. Namazın erkânı, “Fütûhat-ı Mekkiye”nin şerhettiği gibi, öyle esrarı(sırları) hâvidir ki, her vicdanın muhabbetini celbetmek, namazın şe’nindendir. Namaz, Hâlık-ı Zülcelâl tarafından her yirmi dört saat zarfında tâyin edilen vakitlerde ma’nevî huzuruna yapılan bir da’vettir. Bu da’vetin şe’nindendir ki, her kalb, kemâl-i şevk ve iştiyakla(istekle) icâbet etsin. Ve mi’racvâri olan o yüksek münacata(dua,sohbet) mazhar olsun.

Yorum Yapın