İnsân ahsen-i takvimde(en güzel bir surette) yaratıldığı ve ona gayet câmi’ bir istidad verildiği için; esfel-i sâfilînden tâ a’lâ-yı illiyyîne, ferşten tâ arşa, zerreden tâ şemse kadar dizilmiş olan makamâta, merâtibe, derecâta, derekâta girebilir ve düşebilir bir meydan-ı imtihana atılmış, nihayetsiz sukut(düşmek) ve suûda(yükselmek) giden iki yol onun önünde açılmış bir mu’cize-i kudret ve netice-i hilkat(Yaratılışın neticesi) ve acube-i san’at olarak şu dünyaya gönderilmiştir
Arşiv Temmuz, 2008
Marifeti İlahi
İşte, mahiyet-i insaniyedeki merak ve taleb-i hakikat cihetinden gelen nihayetsiz ızdıraptan kurtaracak, yalnız tevhid-i Hàlık ve mârifet-i İlâhiyedir.