Ey insanlar! Fâni, kısa, faidesiz ömrünüzü; bâki, uzun, faideli meyvedar yapmak ister misiniz? Mâdem istemek insaniyetin iktizasıdır(geregidir), Bâki-i Hakîki’nin yoluna sarfediniz. Çünkü: Bâkiye müteveccih(yönelen) olan şey, bekanın cilvesine mazhar olur. Mâdem her insan gâyet şiddetli bir sûrette uzun bir ömür ister, bekaya aşıktır ve mâdem bu fâni ömrü, bâki ömre tebdil(çeviren) eden bir çâre var ve ma’nen çok uzun bir ömür hükmüne geçirmek mümkündür. Elbette insaniyeti sukut(düşmek)etmemiş bir insan, o çâreyi arayacak ve o imkânı bilfiile çevirmeye çalışacak ve tevfîk-i hareket edecek. İşte o çâre budur: Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. “Lillah, livechillah, lieclillah” rızası dâiresinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer.
Arşiv Mayıs, 2008
Hâkim-i Hakîmin Elçisi
Hem şu kâinatın Hâkim-i Hakîmi, şu kâinatın tahavvülâtındaki maksad ve gàyeyi tazammun eden tılsım-ı muğlâkını ve mevcudâtın “Nereden? Nereye? Ve ne oldukları?” olan şu üç suâl-i müşkülün muammâsını bir elçi vâsıtasıyla umum zîşuurlara açtırmak istemesine mukabil, en vâzıh bir sûrette ve en âzamî bir derecede hakàik-ı Kur’âniye vâsıtasıyla o tılsımı açan ve o muammâyı halleden, yine bilbedâhe o zâttır (a.s.m.)
HEM MADEM…
Dünya madem fânidir.
Hem madem ömür kısadır.
Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur.
Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır.
Hem madem dünya sahipsiz değil.
Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir müdebbiri var.
Hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır.
Hem madem *
sırrınca teklif-i mâlâyutak (insanın kaldıramayacağı yük)yoktur.
Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır(tercih edilir).
Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır.
Elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin
Dünya “Kullan-At” kültürünü terkedecek
Çünkü terk etmek zorunda , buna yönelik ürün geliştiren firmalar hem kendilerinin hem de dünyanın kazanmasını sağlamış olacaklar. Basit bir ayakkabı süngeri düşünün birkaç defa ayakkabının parlatılmasını sağladıktan sonra çöpe gidiyor.
Süngerin imalatında kullanılmış olan petrol ürünleri hem yavaş yavaş tüketilmiş oluyor
hem de dünyayı kirletiyor
aynı zamanda bunlar imal edilirken fabrikalar küresel ısınmaya sebebiyet veriyor.
Ortalama bir kişinin ayda 1 sünger tükettiğini düşünün (faraza) her ay dünyanın kaynaklarının tükenmesine ve çevrenin kirlenmesine bir o kadar da etkiye sünger gibi tek bir kalem ürün ne kadar sebep oluyor.
Gelelim sonuca , bunu üreten firmalar yanında küçük bir şişe sünger sıvısı (zannedersem bir tür yağ) satsalar hem dünyaya hem kendilerine hem kullanıcıya faydaları dokunacaktır.
Ben kendim süngerin sıvısı kuruyunca süngeri atmak yerine bir çay kaşığı kadar badem yağını süngere emdirerek haftalarca kullanabiliyorum. Herkese tavsiye ederim
Kur’an kainatı okuyor
Eğer ölümü öldürüp, zevâli(herşeyin son bulması) dünyadan izale etmek ve aczi ve fakrı, beşerden kaldırıp kabir kapısını kapamak çaresi varsa, söyle dinleyelim. Yoksa sus. Kâinat Mescid-i Kebirinde Kur’an kâinatı okuyor! O’nu dinleyelim: O nur ile nurlanalım: Hidâyetiyle amel edelim ve O’nu vird-i zeban edelim. Evet söz O’dur ve O’na derler. Hak olup, Hak’tan gelip Hak diyen ve hakikatı gösteren ve nuranî hikmeti neşreden O’dur.
HAYAT HIZLI GEÇİYOR.
Eyvah! Aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zâyi ettik. Evet, şu güzerân-ı hayat, bir uykudur; bir rüyâ gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider.